Electronic Arts’ın rakipsiz diyebileceğimiz futbol oyunu, EA Sports FC 27’yi inceleme köşemize konuk ediyoruz, bakalım bu sene bizi neler bekliyor.
EA SPORTS FC 27 İnceleme – Beklentiler
FIFA ile tanıştığım ilk dönemlerde kapağında Thierry Henry vardı ve üçgen tuşu ile koşuluyordu. Yıllar sonra arada ziyaret etsem de futbol benim için “bir maç atıp çıkayım” oyunu olamadı. İlgisiz olmamda benim gerçek hayattaki futbol yeteneksizliğimin de etki ettiğine eminim. O dönemden kalan şeylerin arasında Arsenal sevgim, Arsene Wenger’in enteresan bir antrenör olduğu ve İngilizlerin her şeye ketçap sıkması var.

Anı kısmını çok uzatmayayım ancak bu döngüyü bir miktar kıran şey o dönem adı FIFA olan serinin Volta modu olmuştu. Çok sevdiğim Fifa Street 2’nin (Boy Kill Boy – Suzie’ye selamlar) ruhani devamı olan Volta’nın senaryo modu hiç fena değildi ve tıpkı PlayStation 2 günlerimde yaşadığım zevki yaşatmıştı.
Gel zaman git zaman EA bu konuda farklı yaklaşımlar sergilemeye karar verdi. Volta’yı biraz daha salon futboluna çevirdi, senaryo modunu kaldırdı. Volta modlarına sadece faul eklemek bile aslında aranan o “yaşanmış“ hissiyatı çok daha steril bir şeye çevirmişti. FC 27 ile geçirdiğim 20+ saatin sonunda bu yaklaşımın bazı yerlerde felaket çuvalladığını görebiliyorum.
EA SPORTS FC 27 İnceleme – The Grounds
EA’in tabiriyle “Dünya’nın Oyunu” olan FC 27’nin en büyük yeniliği The Grounds modu. Erkek veya kadın bir karakter oluşturup açık dünyamsı şehre adım atıyorsunuz. Açık dünyamsı diyorum çünkü aslında yapacak pek bir şey yok. Etrafta hedeflere şut çekip hedefleri vurabiliyoruz (veya halkalardan topu geçirebiliyoruz) ama bunun ucu çok bir yere varmıyor, başta biraz daha ‘toplanabilir’ mantığında olacağını düşünmüştüm ama yenileniyorlar. Neredeyse her yerde olan bu hedefleri ise görevlerde 1 kez gördüm.

Gelelim kalan kısma, karakteri özelleştirmek için dükkanlardan eşya almanız mümkün. Volta’da da bir şeyi direkt almak pahalıydı burada da öyle. Herkesin aynı görünmemesi için Mentor görevlerini biraz cömert yapmışlar, o kısım güzel, tabi bir de sezon biletinde ilerleme kaydettikçe diğer modlara gelen ödüllerin yanı sıra The Grounds için kozmetik de kazanabiliyorsunuz. Dünyada yapılabilecek son şey ise maçlara girmek. Maçlar klasik 1v1, 2v2, 3v3 modlarının dışında, özel kurallara sahip 1v1 gibi modlar, ölüm maçı misali hayatta kalmaya çalıştığınız bir mod, Rush modları gibi modlara sahip.

Açık dünyada bu aktivitelerin önüne gidip sıraya girdiğinizde o aktivite için gereken sayı toparlanana kadar bekliyorsunuz. İlk falsolardan biri de bu, oyun çıkalı çok vakti geçmemiş olmasına rağmen bazı modlara olan ilgi çok çabuk sönmüş. Daha da kötü olanı bu etkinliklerin neredeyse hepsi Mentor’ların görevlerinde yer alıyor ve ilerleyiş için bunları oynamanız (veya yenmeniz) şart. Bazı zamanlarda neredeyse hiçbir etkinlikte bekleyen birilerinin olmadığını gördüm, sunucu değiştirme veya senkronlama olmadığı için hasbelkader hangi sunucudaysanız oraya göre oynamanız gerekiyor.

Mentor’lerin arasında Mbappe, Alex Hunter, Chloe Kelly ve Paulo Dybala var. İlk versiyona göre bir miktar ara sahne ekleyelim, diyalog koyalım çabası fena sayılmaz, yine de bu karakterlerle pek bir aksiyona girmiyorsunuz. The Grounds’un en büyük sıkıntılarından biri herhangi bir eşleştirme olmaması. Karakter oluşturunca karakterin oyun stilini seçiyorsunuz ve bir noktadan sonra özelleştirip çeşitli yetenekler kazanıyorsunuz.

Oyuna yeni başladığınızda karşınızda karakterini 40 seviyeye birini bulmak hiç hoş değil. Seviye kasmak inanılmaz zor diyemem, ama dönüp dolaşıp üstteki maç bekleme olayına geliyorsunuz. Diyelim ki hızlıca maç bulabildiniz ve rakipleriniz makul, bu sefer de takım arkadaşınızın hiçbir yeteneğini bilmediğiniz için (eğer oyun stillerini ezbere bilmiyorsanız) gerçek bir piyango oluyor. Bazı modlarda ise yanınızdaki yapay zekâ oyuna sizden çok daha fazla etki ediyor (1v1’deki kaleciler bazen çok saçmalıyor).
FC 27 İnceleme – Oynanış
FC 27’nin mod yelpazesi epey yoğun. Anlaması basit ve çeşitlendirmesi çok kolay olmayan bir sporu neredeyse her yönden ele almışlar. Klasik Kick-off ve çevrimiçi modlarının yanı sıra oyuncu kariyeri, menajer kariyeri, turnuva, antreman ve sezon gibi başlıklar mevcut. Her başlık da kendi içerisinde 2-3 farklı başlığa ayrılıyor. Örneğin oyuncu kariyeri seçtiğinizde, mevcut sezon ve sıfırdan başlama seçeneğinin altında Erkek Futbolcu Kariyer, Kadın Futbolcu Kariyer, Gerçek Oyuncu Kariyer ve Ikon Oyuncu Kariyeri olarak 4 farklı seçenek var. Hele ki menajer kariyerinde bir takımla standart tam sezonun harici farklı senaryolar olması çok hoşuma gitti.

FC 27 incelemesinde gördüğünüz ve maalesef devam edecek olan durum şu ki, FC 27, iyi bir şey yaptığında, aşırı heyecanlanan bir çocuk gibi hemen eli ayağına dolaşıyor ve birtakım hatalarla karşılaşıyorsunuz. Mesela menajer kariyeri övdüm, hatta biraz daha öveyim, karakter oluşturma kısmı çok detaylı, karakterin iskelet sistemini, deri-yağ dengesini falan kurabiliyorsunuz. Karakter gözünüze genç geldiyse otomatik yaşlandırma veya gençleştirme gibi şeyler mevcut. Ama bunlara sevindikten sonra kariyeri açtığımda şunu fark ettim, bunların hiçbir önemi yok.

Neden mi? Şöyle ki, hali hazırda The Grounds için bir erkek karakter yaptığımdan dolayı Arsenal’in Barclays Women’s Super League takımını yönetecek bir kadın menajer oluşturdum. Bir sonraki sahnede ise EA’in benim yaptığım yüzü umursamayıp yüz kısmını rastgele bir erkek suratıyla değiştirdiğini fark ettim. Hatta bazı yerlerde karakterlerin kaşı ve saçı sanki kaplama hatası varmış gibi duruyordu.
Yüz değişimini denemek için EA’in verdiği önayarlardan birini seçtim ama durum değişmedi. Yani haliyle kafamda şu soru oluştu, “kardeşim madem çalışmayacaktın bana neden umut verdin”. Genel olarak oyunla alakalı neredeyse her konuda, ki sanırım tek istisnası yıllardan beri çok iyi işler çıkaran EA Sports Music (eskiler EA Trax diye bilir) ekibi, olumlu bir şeyin yanında markette 2.5LT içeceğe bantlanmış bardak gibi hata görmekten yoruldum.

Oyunun elini yüzünü toparlayan en büyük kısmı oynanışı. Zaten bütün bu ufak tefek can sıkıcı şeyleri çekilir kılan şey de bu. Göze şık gelen animasyonlar, atmosfer yerli yerinde. Pas ve top sürerken, şut çekerken, HyperMotion kesitlerinde oyun gerçekten iyi görünüyor. Maç temposunda özellikle Authentic modu seçtiyseniz biraz daha yavaş ama dengeli bir oynanış deneyimleyebiliyorsunuz. Yapay zekanın savunma ve saldırı koşuları (saçmalamadığı sürece) fena çalışmıyor.
Taktik kısmı epey detaylı, oyuncuların rollerini, odaklarını, taktiğin kendi odağını seçme şansınız oluyor. Mesela Arda Güler bütün seçenekler arasından Klasik 10 numara rolünde en iyi performansı veriyor. Özellikle kanat bekleri ileriye aldığım senaryoda bunu oyun içerisinde birebir hissedebilmem güzel, izin veren modlarda birden fazla taktik yapıp bunları maç içerisinde değiştirme şansınız da var. EA uğraşmak istemeyenler için de maçın gidişatına göre, Tiki Taka, Park the Bus veya Counter Attack gibi taktikleri size önerebiliyor.

Türkçe spikere de bir paragraf açalım, oynanış açısından eklendiği FC 26’ya göre iyileştirmeler olan Türkçe spikerler bu oyunda da Özkan Öztürk ve Ertem Şener’den oluşuyor. Ben genel olarak fena bulmasam da oyunun teknik kısmından dolayı bazen kesilmeler ve ton değişimleri atmosferi bir miktar baltalıyor.
FC 27 İnceleme – Kariyer
Menajer kariyerimde takım zaten fena durumda değildi ancak özellikle genç takıma ve antrenör ekibine el atmam gerekti. Takımın finansal durumu iyi de olsa 5 yıldız alıp geçmeyelim diye taktiğe göre eldeki çalışanları konumlandırmanız gerekiyor, buna henüz dönmem gerekmedi ama taktiği değiştirirsem çalışma stilini de buna göre ayarlamam gerekecektir diye düşünüyorum.

Kariyer modunu tek bir mod gibi ele almak çok doğru olmaz tabi. Epey bir senaryo var, hatta senaryoların ödülleri de hiç fena sayılmaz (Beşiktaş Retro Forma gibi). Yeni başlayan veya ara verenler için oyun yardımcı olsa da daha önceki serileri oynamış olanlar hem menajer hem oyuncu kariyerlerine çok bir farklılık görmeyebilirler.
Benim en üzüldüğüm nokta pat diye istediğimiz bir kulüpte başlayabiliyor olmak oldu. Kariyer dediğimiz yolculuğun anlamlı olmasının bir sebebi de bizim hedef takımımıza gitmek için uğraştığımız şeylerdi. Aksi halde eski oyunlarda Dundalk takımında birtakım anılar biriktiremezdim. Pat diye istediğimiz takımla başlama durumuna rağmen kariyerde yeni bir takıma transfer olmak için ‘gereksinimler’ tamamlamanız veya bazı takımlarla direkt o aşamaya gelmeden ‘daha iyi oyuncular’ aradıklarını öğrenmeniz komik. Arsenal’de oynamayı kafadan seçebiliyorken Arsenal’i hedef takım yapamıyorum.

Oyuncu kariyerinde karakteri geliştirme kısmını gerçek oyuncular için göremedim. Kendi oyuncum için ise, karakter gelişimi The Grounds’taki gibi maçlardan kazandığınız puanları gelişime yatırma şeklinde ilerliyor. Karakterin arketipi, boyu ve fiziği bunları biraz etkilese de asıl önemli olan kısım sizin oyun stiliniz oluyor. Bunlar size çeşitli animasyonları açıyor veya mevcut yeteneklerin etkilerini arttırıyor. Trivela gibi çok etkili olabilen şutları 99 yetenekte olsanız da eğer karakteriniz bu stile değilse yapamıyorsunuz. Oyuncu kariyerinde sinirimi bozan bir şey de antrenmanlar oldu, zaten birçoğu daha önceki oyunlardan bildiğim şeylerdi ama nedense oyunun antrenman dışında tüm alanlarında kontrolcümü kullandıran oyun antrenmanları bana sadece klavye ile yaptırıyor.
FC 27 İnceleme – Ultimate Team
Oyunu bu sebepten oynayan kişilerin zaten alıp oynadığına eminim ama Ultimate Team’e bir süredir uğramıyordum. Oyuna başlayan kişilerin yapması gereken ilk şey Moments görevleri olmuş. Özellikle transfer marketin bazı görevler tamamlanana kadar kapalı kalması sebebiyle Moments’te (ki nispeten basit görevler bunlar) yapılan görevlerden elde edilen paketler başlangıç için iyi oluyor.

Transfer marketin kapalı olmasının arkasında ben tatmin edici bir açıklama görmedim. Bu kadar kritik bir unsuru açtıktan sonra bile 2 gün bir süre koymak hiç mantıklı değil. Görevlerin bazıları da direkt olarak kadro mühendisliğine aykırı. FUT’taki kariyer görevlerinden biri için takımımda Japon bir oyuncu olması gerekiyor mesela. SBC Challenge’ları veya özel eşyalar için olan şeyleri anlayabilirim ama çok da ödülü olmayan şeyler için uğraşmak bazen külfet geliyor.
Ancak maç sonu verilen FUT Coins artırılmış, bu da güzel bir hareket. Bayağı bir şeyi başlarda takas edilemez olarak alsanız da zaten ilk amacınız bunları başlangıç takaslarıyla 82+ üstüne dönüştürmek olmalı. Kafanızda oyun planı ve kadro odağını kurduktan sonra uyumlu parçalar bulmak bir miktar zor görünse de bir şekilde kimyası fena olmayan orta karar bir takım kurabiliyorsunuz. Özellikle birden fazla taktik kısmını burada kullanmanızı tavsiye ediyorum çünkü çok iyi kartlara veya ‘meta’ taktiğe sahip değilseniz öyle herkese gider tek bir taktiğiniz olması çok mümkün değil.

Tek kişilik Squad maçları bir noktadan sonra yetersiz gelirse online ortamlara akabiliyorsunuz. Geçen sene eklenen ve benim bu sene deneyimleyebildiğim Türkiye sunucusu gerçekten oyunun seviyesini artırıyor. 2ms, 3ms gibi çok kabul edilebilir düzeyde maçlar yapabiliyoruz (eğer eşleştirme bir şekilde çıldırmazsa). FUT özelinde rakibim farklı ülkeden olduğunda farklı sunuculara düştüm ama daha büyük problemi 150ms ile bağlandığım Rush modunda yaşamıştım.
FC 27 İnceleme – Teknik Detaylar
Oyunu incelerken “yahu bunlar önceki oyunlarda da böyleydi de ben mi şanslıydım” diye düşündüm. O kadar çok teknik sorunla karşılaştım ki bir noktada sorunun bende olduğundan bile şüphelendim. Seslerin gitmesi, ana menüde animasyonların gitmesi, Grounds ekipmanlarının clipping (iç içe geçme) hatası, maçın ortasında bir anda spikerlerin susup EA Music’in son ses açılması, arayüzdeki isimlendirme hataları, siyah ekran hataları, kontrolcünün bir anda klavyeye dönmesi (bunu sadece kariyer antrenmanında değil The Grounds’ta da yaşadım), kameranın bozulması (Rush modunda oldu) şu an aklıma gelenler.

Maalesef her modda bir tane klasik bir tane de artık bonus ne alırsanız gibi bir hata düzeni mevcut. Oyunun ara sahneden (örn HyperMotion’dan) oynayışa geçerken de bir anda sistemi kastırması da enteresan bir karar olmuş, hele de online oynarken anlık FPS düşüşlerinde top kaybetmek çok olası. Oyuncu suratlarına da değinmeden geçemeyeceğim. Bazı suratlar epey iyi, ama bazı suratlar nedense çok alakasız. Söylediğim kişiler öyle 3. Lig takımları falan da değil, Arsenal’in oyuncusu Emily Fox gibi örnekler. İyi olan kısımlar ise genel olarak FC 26’nın üzerinde.

EA Sports Music’te özel olarak beğenmediğim bir parça yok, oyunu oynamadan önce Spotify listesine bakmış ve 107 şarkıdan çok iyi olan birkaç tanesini kendi listeme de almıştım. Menülerde gezinirken veya aralarda çalarken hiç dikkat dağıtmıyor, AURORA, Cage The Elephant, French 79, The Strokes, Angèle gibi ekiplere, birbirine karışmayacak ama alakasız olmayacak şekilde yer vermek maharet ister.
FC 27 İnceleme – Kapanış
Sonuç olarak FC 27, FUT sevenlerin ben bu satırları yazarken aldığı, FC 26’dan farklı bir deneyim arayanları tatmin etmeyecek, ama FC serisinin en iyisi diyebileceğim bir yapım. Eski FIFA oyunlarını denkleme katarsak FC 27 kendini orta-üst bir konumda yer bulabilir. FC 28’den beklentim ise daha yüksek: Serinin neredeyse ilkokul çağına gelmiş sorunlarını gidermesi, yenilik eklemeden aynı şeyi sunmamaya çalışması, ‘nasıl olsa alıyorlar’ diye düşünmemesi, fena olmayan özellikleri geliştirmesini bekliyorum. The Grounds’a para vermek de bu modu para için yapmakta da bir sorun yok, ancak bunun gelebileceği potansiyeli az çok tahmin edebildiğim için ‘ya yaptık işte’ düşüncesini anlamlandırmak çok mümkün değil.
İnceleme
EA SPORTS FC 27
Sonuç olarak FC 27, FUT sevenlerin ben bu satırları yazarken aldığı, FC 26’dan farklı bir deneyim arayanları tatmin etmeyecek, ama FC serisinin en iyisi diyebileceğim bir yapım. Yine de potansiyelinin gerisinde ve yer yer sinir bozucu anlar yaşatıyor.
ARTILAR
- Oyunun temel oynanışı eğlenceli
- Grafikler hiç fena değil
- Çeşitli modlar ile zaman geçirmek keyifli
- Müzikler şahane
EKSİLER
- The Grounds moduna hiç çalışılmamış
- Atmosferi bozan oyun hataları mevcut
- Teknik açıdan epey kötü






